ESC/AGH BAŞVURU SÜRECİNDE KARŞILAŞTIĞIM SORUNLAR

soru işareti görseli

Herkese merhaba!

Bu programın varlığından yanlış hatırlamıyorsam üniversite son sınıfın başlarında haberim oldu. Nasıl olduğunu hatırlamamakla birlikte böyle bir programın varlığından bu kadar geç haberdar olmam beni bir yandan mutlu diğer yandan ise kahretmişti. Araştırmalara ne kadar erken başlarsam bir o kadar ilerleme kaydedebileceğimi biliyordum ve bu konuda ısrarcı olmak istedim. Bu nedenle öğrenir öğrenmez araştırmalara başladım. Çok üst düzey bir şey yapmadığımın farkındayım. Fakat bunu ancak projeyi bitirdikten sonra söyleyebildim. Elde edene kadar ulaşılmaz geliyordu.

Bu programa başvurma amacım yurt dışında yüksek lisans yapmak, hayat standartlarımı yükseltmek ve dil öğrenmek oldu.

İlk başlarda ESC yapmanın ne kadar karmaşık ve zor olabileceğini düşünüyordum. Düşündüğümde de haklıydım çünkü bir projeden kabul almam bir buçuk yılımı aldı. Yani programın varlığından haberdar olduktan sonra tam bir buçuk sene geçmişti. Her gün uygulamadan yeni proje açılmış mı diye kontrol ediyor eğer varsa akşamına motivasyon mektubu ve özgeçmiş hazırlayıp gönderiyordum. Ne kadar erken gönderirsem beni görme olasılıkları da bir o kadar artar diye düşünüyordum. Aynı şekilde mail gönderirken de başvurmak istediğim ülkenin ve ilgili kurumun çalışma saatlerine göre sabahın erken saatlerinde gönderiyordum. Ofise gidip mail kutusunu açtıklarında mailimin üst sıralarda yer almasını istedim.

simple-complicated görsel

Site üzerinden başvurduğum hiçbir kuruluştan ne bir olumsuz yanıt ne bir mülakat dönüşü aldım. Bu kadar zor olmasının benim yetersizliğimle bir ilgisi yoktu. Sorun pandemi ve Türkiye’yi projeye kabul edilecek ülkeler listesinde gösterip kabul etmediklerini kendim mail atarak öğrendiğim sorunlu ev sahibi kuruluşlardı. Bu kuruluşlar o kadar fazlaydı ki sözü geçen kuruluşların bana “Maalesef Türkiye’den gönüllü kabul etmiyoruz” dedikleri maillerin ekran görüntüsünü alarak ilgili yerlere göndermiştim.

Çünkü gönderdiğim mailler ve başvurduğum projeler 200’ü geçmişti. Bir projenin web sitesi ve proje içeriğinin araştırılması, istedikleri kişinin ben miyim? sorusunun cevabının bulunması, bu araştırmaların düzgün bir şekilde kağıda aktarılması ve düzgün bir ingilizceyle motivasyon mektubunda bahsedilmesi epey bir zaman alıyordu. E tabii özgeşmişini de aranılan özelliklere göre yeniden düzenlemek de ayrı bir vakit alıyordu. Çünkü kendimce her şeyin en iyisini yapmak istiyordum. Daha fazla projeye başvuramamın sebebi ise bilgisayar başında geçirdiğim uzun süreler ve göz sağlığımdı. Projelere başvururken kendimi ne kadar geliştirdiğimi de ilk motivasyon mektubum ile kabul aldığım motivasyon mektubumu karşılaştırınca görmüş oldum. Ne kadar da acemiymişim!

Sokağa çıkma yasağı olduğu zamanlarda evde Instagram üzerinde gezerken gönderici kuruluşumun Portekiz’e gönüllü arıyoruz! temalı gönderisini gördüm. İçimden ilk başlarda başvurmamak geçiyordu. Artık o kadar bezmiştim ve motivasyonum düşmüştü ki hiçbir şey yapmak istemiyordum. Fakat sonunda denemekten bir şey kaybetmeyeciğimi düşünerek başvurdum. Garip olan bahsi geçen projenin ESC websitesinde yer almıyor olmasıydı. Meğer aralarında iletişim olan ev sahibi ve gönderici kuruluş projeyi sitede yayınlamadan da gönüllü seçebiliyormuş. Sanırım amaç iki kuruluş arasındaki işbirliğini artırmak ve her başvuruları sınırlandırarak vakit kazanmaktı.

Uzun lafın kısası motivasyon mektubu ve özgeçmişimi mail aracılığıyla göndererek başvurumu yaptım. Sonrasında bir eleme yapılmış ve seçilenler sözlü mülakata çağrılmıştı. Bu bir buçuk yıl içerisinde ilk ve tek mülakatımdı. Mülakat Skype üzerinden gerçekleşti ve iki aşamalıydı. İlk başta Türkçe başlayan mülakat sonrasında İngilizce devam ediyordu. Daha öncesinde tabii ki bilgi verilmemişti. Neyse alnımızın akıyla mülakatı başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra bir eleme daha yapılıp Lizbon’daki alıcı kuruluşa gönderildi. Orayla da bir sözlü mülakat yaptıktan sonraki sabah kabul edildiğime dair bir mail almıştım.

Üzerimden ne kadar büyük bir yük kalktığını tarif edemem. Hemen yatağımdan fırladım ve mutluluğumu annemle paylaştım. O gün benim için çok mutlu olduğum nadir anlardandı. Bir buçuk senelik emeğim boşa gitmemişti. Dışarıdan bakınca öncesinde başvurduğum projeler ve yaptığım hazırlıklar boşunaymış hissiyatı verebilir. Fakat ben öyle olduğuna inanmamakla birlikte alınan her aksiyonun birbiriyle bağlantılı olduğuna inanıyorum.

Fakat beni üzen bir nokta var ki sizinle paylaşmak istiyorum. Buraya geldiğimde gelen gönüllülerin bazılarının mülakatsız bazılarının ise tanıdık vasıtasıyla geldiğini kendi ağızlarından öğrendikten sonra hayal kırıklığına uğramıştım(Ah be nepotizm burda da mı peşimizi bırakmadın!). Elimden bir şey gelmediği için projede yer alan bazı gönüllüler iki kelimeyi yan yana getiremezken bana yapılan mülakatların nedenini sorgulamakla yetindim. Avrupa vatandaşı olmadığım için miydi tüm bunlar?Amacım kesinlikle kimseyi küçümsemek değil, adaletsizliği gözler önüne sermektir.

Uzun bir aradan sonra tekrardan yazıyor olmak çok iyi hissettirdi. Proje nedeniyle yorgun oluyor ve sürekli erteliyordum. Proje bitmesine rağmen Türkiye’ye dönmedim ve burada kalıp yüksek lisans yapmaya karar verdim. İlk başlarda farklı bir ülkede yüksek lisans yapmak istemiştim fakat Almanya’da yaşayan aklıselim vatandaşlarımızın da dediği gibi burada kurulu bir düzenim vardı. Lizbon’da havaların güzel, insanlarının anlayışlı ve güler yüzlü olmalarının yanısıra başka bir ülkeye gidip vergi numarası, sağlık numarası, banka kartı vs. uğraşmak istemediğim için burada kalmayı uygun buldum. Maalesef ülkemizin içinde bulunduğu şartlar da düşünüldüğünde benim için en iyi seçenek kalmaktı.

Bana gelen maillerden anladığım kadarıyla artık ev sahibi kuruluşlar pandemiye alışılmışlığın ve geçen zamanın büyük etkisiyle site üzerinde daha aktif ve ulaşılabilir. Yani benim yaşadığım durumları yaşamanız düşük bir ihtimal. Her ne kadar uğraştırıcı ve umutsuz gözükse de bir yerden başlamak çok önemli. Gerçekten hayatında bir şeyler değiştirmek isteyen herkesin başarabileceğine inanıyorum, er ya da geç.

Emrecan DURAN

BİZİMLE KAL!


Sorularınızı çekinmeden iletebilirsiniz.

Instagram: eemrecanduran

Mail: eemrecanduran@gmail.com


2 thoughts on “ESC/AGH BAŞVURU SÜRECİNDE KARŞILAŞTIĞIM SORUNLAR

Add yours

Alev Abla için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑

%d blogcu bunu beğendi: